gitar çalıp şarkı söyleyen adamlar ve balık tutan kadınların kütüphanesi için tuna nehri kenarında bir hayal.

12 Aralık 2010 Pazar

destinywecalled.

And if only one thing had happened differently: if that shoelace hadn't broken; or that delivery truck had moved moments earlier; or that package had been wrapped and ready, because the girl hadn't broken up with her boyfriend; or that man had set his alarm and got up five minutes earlier; or that taxi driver hadn't stopped for a cup of coffee; or that woman had remembered her coat, and got into an earlier cab, Daisy and her friend would've crossed the street, and the taxi would've driven by. But life being what it is - a series of intersecting lives and incidents, out of anyone's control - that taxi did not go by...

6 Aralık 2010 Pazartesi

tanağrısı.

uykusuzluk aldı başını gitti bugünlerde. geç saatte dünya. gözümü açtım; bir an bembeyaz gördüm her şeyi. geç saatte istanbul, hem de siste. bir kedi sevmek istedim bugün, sevemedim. yalnızlıktan kaçış var. madem genellemiyorum, öznem benim bu hikayede. yalnızlıktan kaçıyorum. kendime yalnız kalmayacağım yollar arıyorum. okula gitmek iyi geliyor mesela, okulda ortak bir konu üzerinde fikir öne sürecek sesler çıkartabiliyoruz karşılıklı bir kaç kişiyle. ya da geçenlerde bahsettiğim kandırmacalar. bu kadar acımasız olmasam iyi aslında. kandırmaca demesem yani; hani bir sonuç (ya da başlangıç); sonuç olarak bir yargıya ulaşmıştım. demiştim ki; beklentisindeyim ama yargısız güveni ben şimdiye dek kimseye vermedim. istedim. hatta yargısız güvendiğimi düşündüğüm zamanlar var. bir de öznesi. oysa bugünlerde fark ediyorum, ona da yargılı güvenmişim. öyle ki yargılıyorum. uyku aralarında.