gitar çalıp şarkı söyleyen adamlar ve balık tutan kadınların kütüphanesi için tuna nehri kenarında bir hayal.
15 Nisan 2010 Perşembe
kahvedeğilçay.
“daha geriye gitmek istemiyorum. o kadar can sıkıntısı yeterdi. trafik denilen ömür törpüsü inceden acıtıyordu canımızı. çok acır ama engel olamazsınız,iyileştiremezsiniz. belki biliyordum gittiğimde beni geri çevireceklerini, hatta bilmemek için direnmiştim o mesajı okumaya. bu yüzden okumuş gibi yapmıştım. ihtiyacım vardı ve gereken tüm koşulların kararlar ve tesadüfler işbirliği ile hayat tarafından organize edilip sunulduğunu sanmıştım. bir kahve her zaman bu kadar değerli olur mu? bir fincan çay? ince belli bardakta ister kimisi. ama o kuzenler hep vardır. ev arkadaşının kuzenleri kusursuz organizasyonun nazar boncuğu olmalı mı? buna kim inanır, güldürme beni. bana gerçekçi ol,ama duygusuz değil. “olsun” mu? gel geri dönelim ve yüzünü görmediğim hayaller kuralım, yalnızca diyaloglar olsun sessiz. zaten ifade edebiliyormuşuz her hissimizi gibi davranalım. hayallerde tercüme gerekir mi sence? istemiyorum mavi üzerine beyaz boyayıp, beni benden alan, almasın dediklerimin olmasını. ben istiyorum ki almasın! olmasın! gitsin ve o gelsin. bakışlar benimkilerle paralel doğrularda ilerlesin, gülümsesin ve bir “merhaba” desin içten. sesini kıssın önemli değil. hayat yine beceremedin!!!”
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder