gitar çalıp şarkı söyleyen adamlar ve balık tutan kadınların kütüphanesi için tuna nehri kenarında bir hayal.

15 Nisan 2010 Perşembe

okunduğunumudüşünüyorsun?

“yazmak istiyorum, çok yeni daha, yazmak. neydi o öyle çok uzun zamandır özlediğimiz neşeli surat, ve kelimeler bütününün zorunluluktan değilde içinden gelerek “merhaba” demesinin sırrı? hah içinden gelmekmiş. elbette kendini anlatacaktı yine. hep anlatırlar, ben derler, ben derler, ben derler. sadece o mu? yetmezmiş gibi bir de karşısındaki de hep ben der? kime söylüyorum heeyy!! ya bırakın artık. öyle kaldı, “hadi ya” dedi, çok belliydi bana hayran kalmıştı. sen dedi, sen hep ol. kime? anlıyorum seni, sende onlardansın. biraz önce bir yazı okudum, yıllar sonra bir araya toplanmış kız gurubunun yanına düşmekten ağlıyordu yazı. ve şöyle diyordu: acaba hala gurubun en güzel espri yapanı ben miyim? ha bir de şu var tabi: kendi enlerinin hala korunup korunmadığını kontrol etme amaçlı düzenlenen geleneksel toplaşmalar. nerden geldim buraya? “ya o kız öyle dememiştir! eminim. aynı kızı tanıyoruz!” içimden ona öyle bir küfretmek geldi ki.. kim olsa eder, etmek ister. rahat bırak artık beni, çık git artık hayatımdan! ya da istediğim gibi ol! olma! git! git! yeter artık git! gitti. ama geri geldi ve söylediklerini kendimce teyit ettiğime pişman etti beni, çünkü ona her şey eleştiri. ve ne yazık ki o hiç bir olumsuz eleştiriye gelemez. olumluya da gelemez, çünkü bunları bir tek kendi yapabileceğini, her yeni ya da eski bilgiye kendi sahip olması gerektiğini düşünür. ne aptalsın sen. kendine aptal der ama bunu içinden gelerek söylemediği o kadar bellidir ki. “git ya, valla.” bir de kuyruk var tabi. gülümser bana otobüs durağından, sağ çaprazımdan, sol açığımdan. açığımı bulur hep. ne çirkin şey. insanlara çirkin diyemezsiniz, kabul etmezler! hemen araya girer kuyruk ve aslında anlatılanları ben de biliyordum ki havası yaratmak için aynı şeylerden bahseder, bir de üstüne “o şöyle de yapmamış mıydı?” der. bu sorunun amacı nedir biliyor musunuz? sallıyorum bir şey, eğer tutarsa ben senden farklı bir şey biliyorum anlamına gelir ve kaldırır götümü otururum yerime, dinlememe gerek kalmamıştır, çünkü ben biliyorumdur. nasıl bir oluşumsun sen? ama ben böylesini mi istedim?ben derim ki gidin. hayata siyah bakın ve siyahı olmayanlarla canı gönülden dalga geçin. ben derim ki gidin, yok edin kendinizi. yok edin ki kuyruksuz kalmanın karşı konulmaz lezzetine varalım. ben derim ki herkes yazıldığı gibi okunmasa? herkes okunmak istediği gibi yazmaya çalışmasa nefret etmezdim, bırakmıştım ben nefreti ama geceleri terler içinde uyandırıyor beni ve yak bir nefret daha. nefret ediyorum! bırakmıştım ben nefreti. izlemedim tamam mı izlemedim! “oscar” ları umursamıyorum! umurumda değil bıyık! umurumda değil anlatma! yeter anlatma! bana okunmak istediklerinden bahsetme! bana yazılma! bırakta çayımı içeyim demli demli. hiç hoş değildi fincan, ince belli bardakta ister kimisi. söyleme şu şarkıyı artık. kıyamet sende kop kopacaksan!kopta bitsin bu kimya. tatmak istemiyorum. en yakını hangisi bilmiyorum ama yanan bir dünya manzarasında demli bir çay içmek isterdim, ince belli aklımda ben olmadan!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder