gitar çalıp şarkı söyleyen adamlar ve balık tutan kadınların kütüphanesi için tuna nehri kenarında bir hayal.

15 Nisan 2010 Perşembe

kalırbisokakta.

görüyorum ıslak çatıları. hissediyorum yağmuru. biraz ilerde deniz var, onu da hissediyorum. çatı katının bir altındayım, üst kat boş. balkon. değil. sıcaklık içime dolmuş. buharını içime çekiyorum. ıslak çatıda dinliyorum her damlayı. damla damla süzülüyorlar gökyüzünden, sonrada kırmızı kiremitlerle kucaklaşıp yavaşça kayıyorlar aşağıya, bitmedi hala yolculukları. sonbahar. sarı yapraklar. hepsini hissediyorum nisan ayının ortasında. sarı yapraklar,ağaç ve sen. kim bilir hangi ağaçta birlikteyiz hala. bilmesin ağaçlar. balkona çıkarım ben. sanırım ben sıcağa güvenmişim hep. soğudum birden. üşüdüm, ağaçlar bilmesede. sen biliyor musun sanki? bilme. hava çok puslu, işitiyorum damlaları, görüyorum. sevmem yağmurlu havaları ama her yağmurda düşüyorsun yine karşı kiremitlere milyonlarca damla. ve ben seni izliyorum, süzülüşünü kiremitlerden. kitabımı kapatmadan yüzüstü yatırıyorum masaya, yanında kalemim. okumaya devam edeceğim altını çizerek diyorum, bitmedi. her biten kitaba yaptığım gibi. özlüyor muyum seni ne? eğer bu özlemekse insanların anlattıkları nedir? onlar bir an bile aklımdan çıkmıyor derken sen benim aklıma bir anda geliyosun. öyle bir anda geliyosun o an senden ibaret oluyorum. çıkarmaya çalışıyorum seni aklımdan, çıkmıyosun. çok değil bir kaç saniye ama gözüme baksan kendini görürsün o anda. içim senle doluyor, bi sahne gözümün önünde ve yok, gitti. düşünüyorum seni, ama acıtmıyo o zaman. kendi anını bekliyosun. anında geliyosun. en çok çayımı içerken aklıma gelmeni seviyorum biliyomusun. çay tadında seni düşünmek geliyor içimden, düşünüyorum da. ama sen gel istiyorum, kendin gel. minibüs sesini duyuyorum. evim değil burası ama çok tanıdık. 45 saniye önce her şey yabancıydı, artık her şey tanıdık. daha fazlası olamaz. özlüyorum galiba. ama her an seni düşünmüyorum. bazen biriyle konuşurken yanımdan sen geçiyosun, ya da sen konuşuyosun. sesini duyuyorum. boynuna sarılasım geliyo bazen. koşmak sana gelmek. ama çok olmuyor bu. çok olan şeyse şarkılar. söylüyorlar söylüyorlar. tartıştım bugün bitanesiyle, sussun istedim anlamıyodu çünkü beni. hala savunuyodu. işte tam arkamı döndüm ve sen vardın, sonra sana çarptım sen vardın. aslıda yürüyordum sen vardın, koşarken de. kaç an etti bilmiyorum ama bunu yaptığın zamanlar çok acıyorum. sonra şarkı başladı yine söylemeye seni, ve o fotoğraf. kim bilir ne çıkacak içinden? önemsiz. kiremitlerden milyonlarca kez daha süzül. göreyim seni damla damla. duyuyorum. hep geçerim ben yine, umrumda değil. istiyorum. sesini duymakta güzeldi oysa araya hiç zaman girmemiş gibi. önemini yitireli çok zaman oldu. hepsinden kurtulmak, zamansız kayalıklardan ışıkları izlemek. çok pişmanım kahve ısmarladığıma sana. keşke çay içseydik. ışıkları damla damla işitirdik o zaman. ağaçlarda bilirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder