gitar çalıp şarkı söyleyen adamlar ve balık tutan kadınların kütüphanesi için tuna nehri kenarında bir hayal.
15 Nisan 2010 Perşembe
okudumyazmış.
okudum çok sevdim.kızmış birine belli,oturmuş ve yazmış.hemde nasıl yazmış.demiş ki sığsınız siz.hatta bir cümlesi var bayıldım: “Gözümde değerinizi anlatmaya yeticek bir değersizlik ölçütü henüz bulunamadı. ” hah.hakarete baksana,süper.insan ancak böyle kusabilir nefretini.hak veriyorum sana bab-ı esrar.daha dün akşam oturup arkadaşımla bunun psikolojik boyutları,çevreden etkilenmeleri gibi bir sürü açıdan bakmaya çalıştık.biliyorum sevmezsin bu yazdıklarımı.ama ben de en son dedim ki olmamalı!insanlardan beklenen bu değil.istemiyorum.ben onlara kızıyorum ve diyorum ki hani aynı organik bileşenlerden oluşuyoduk biz?nedir sende benden fazla olan?biliyorum olmadığını ve bende gülüyorum,rol yapıyorum.hemde en az senin kadar iyi oyuncuyum.zannederler ki ben anlatılanlara gülüyorum.sana gülüyorum aptal şey sana.hak veriyorum sana demvekelam.hak vermekle de kalmıyorum,hissettiklerini hissediyorum.en inceden,ilikten.umurunda olup olmadığıyla ilgilenmiyorum ama böyle hisseden insanların varlığı bana hala hissettiğimi hissettiriyor.bide bu var işte,sesi geliyor.bende duymak istemiyorum ama ne yapayım?sesini kısamıyorum bu biyolojik artıkların.noldu biliyo musun?tamda dediğim çıktı.ben gittim ve dedi ki:çok zor,olmaz onunla.aslında diyeni dinlemeye de takatim yok ama.sonra selam verdi bir diğeri,zaten beni benden aldı.verdiği selama lanet olsun,ona kalsın.hiç bir selam bu kadar yalancı olamaz,hiç bir selam bu kadar aklı verdiği kişide olmaktan utanamaz.küçük tabureler.demli bir çay.istemiyorum fincanda.ince belli bardakta ister ya kimisi.ince belli bardakta istiyorum.buharı burnuma dolsun,çayım olsun.ona sığınayım.karşımda dostum olsun.küçük tabureler.uzakta ama hissediyorum.çayın tadını özlüyorum.şekersiz içiyorum artık hissediyorum.dost demişken dosta hissetmekte yetmiyor işte.bundan sonrası arzu oluyor.ben dosta hissettiğimi hissederken,dostta istiyor ihtiyaç duyduğumu hissetmemi.o yüzden dost ya zaten.çiçek.şarkı.aynı dil.görünen hacminin yumruktan yumruğa değişmesiyle birlikte ne attığını ve ne kadar uzağa attığını belirlemekte aciz kalan,görünmez hacmin kudretiyle büyüyen hayat.ne güzel de gülümsedin dün,dalgındın oysa. yoksa bana da mı oynadın?hiç bir umurun umursayamayacağı kadar umurumdaydın.umurumdasın.evet güzeldi gerçekten gökyüzünü izleyen siyah camlar,ama onlar beni görmeni istememden başkası değildi.yürüyordun,fizik kurallarını kanıtlıyordun bana artı ivmeyle açıyorken aramızı.ve fizik kimyayı umursamıyor genelde.dolaşıyordu kimyan damarlarımda.hissediyordum.bunlar başka yazının konusu biliyorum.kaç yazı,kaç tura.bırakta yazayım.ne beyaz bağcıklar, ne de sütlü kahve.aslında hissettiğim hiçbiri.ne oldum?şimdi düşünmek istiyorum,ama böylesini.iki şeyden birini düşünüyor olmak diğerini düşünmek istemediğim anlamına gelmemeli!banane edebiyattan,zaten sevemedim hiç.ama yazmak istiyorum.bitsede yazsam.yine yazsam yine yazsam.istediğim bir demvekelam var.ama o demde o kelam olabilir mi?yazmak istiyorum.okudum,yazmış.ne güzel yazmış.hak veriyorum sana.dediki:“neden abi,niye umursuyosun ki?”
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder